Her Şeyin En Kötüsünü Düşünme Hastalığı

Size bilmem ama ben hep en kötüsünü düşünürüm. Yolda yürürken başımıza gelebilecek en kötü şeyleri, birini telefon ile arayıp ulaşmadığım zaman başına gelebilecek en kötü şeyleri düşünürüm. Çok telaş ve evham doluyum, herhangi bir şeyin bana göre iyi ve güzel olma olasılığı yok denecek kadar az. Hiçbir sınavdan başarılı olacağımı düşünmem. Doktora gittiğimde yapılan testlerin…

Bir Şehri Tam Kalbinden! Paris- 3

Paris sokaklarında genelde yürüyerek dolaşmayı tercih ettim, çok uzun yollar kat etmem gerekse de şehrin güzelliği bana yorgun olduğumu unutturuyordu. Yollar çok trustik bir bölge olmasına rağmen öylesine sakindi ki. Parisliler genelde metro kullanıyor, sokakların boş olduğunu düşündüğünüzde size en yakın metro istasyonuna girip Fransızları görebilirsiniz.

Kedi lazım…

Yüzünü bi görseniz, sevimli bu dersiniz… Karnında kocaman bir fıtık ile bana geldiğinde sadece 2-3 aylıktı. Köpeklerin ağzınca oyuncak olmaktan sıkılmış olmalı. Kardeşim almış getirmiş. “Abla sen seversin kedileri” diyerek. Onunla birlikte evdeki kedi nüfuzu 2’ye çıktı.

Bisikletli Kız

Bisikletli kızın şehir içinde bisiklet kullanırken neler yaşadığını biliyor musunuz? Tahmin edebiliyorsunuzdur, hayal gücünüze güveniyorum.

Bisikletli kızların macerası apartmanın merdivenlerinden zar zor sokağa indirdikleri bisiklete binerken, keyifli bir yolculuk planlaması ile başlar.

Evinin sokağından caddeye kadar olan yolda, mahallenin delikanlıları tarafından, “vay ablaya bak!” “kaç vites bu abla?” gibi klasik ezber bozmayacak şeyler duyar.

Yeni Belam Gul Hastalıgı


Pityriasis rosea
yani halk arasında bilinen adı Gül hastalığı. Beni tam boynumdan yakaladı sonra bütün vucüdumu sarmaya başladı. Bende ilk iş olarak ekşi sözlüğe baktım, Nedir bu hastalık diye.

Nedeni tam olarak bilinmeyen, strese bağlanan bu garip hastalığın bulaşıcı olmadığını ve popular bir hastalık olduğunu öğrendim.

Sanırım Gül hastalığı demelerinin nedeni kırmızı lekeler bırakması. Stres kaynaklı olduğu belirtiliyor ama hastalığın yarattığı kaşıntı ve yayılma hızı insanı daha çok strese sokuyor.

Bir toplantı esnasında deliler gibi kaşınma isteği, boynunuzdaki kızarıklıklar yüzünden kapalı ortamda şal takma gereksinimi dışında her şey yolunda.

Doktorun verdiği ilaçların ne kadar faydalı olacağını bilmiyorum. Bu hastalığı yaşamış olan herkes farklı tedavi yöntemlerinden bahsediyor. Hatta doktorun verdiği ilaçları kullanmayın diyen bile var.

Gostermezseniz Gomerim.

Değer vemek, bir günlük, bir haftalık, bir aylık değil her zaman olmalı. Eğer değer veriyorsan tam zamanlı değer vermelisin.

Çok sık karşılaştığımız bir durumdur ilişkilerde, başlarken alınan randıman ilişkinin ilerleyen evrelerine yansımız. Bunu eskiyen bir eşya ya da telefon gibi düşünebilirsin. Son teknoloji ile yapılmış yeni çıkan harika bir telefonu aldığınızda, onunla yapabildiğiniz şeylerin sınırı yok gibi gelir size.

Çok rica ediyorum, nasıl biriyseniz insanlara öyle davranın. Nasıl başladıysanız öyle gitsin her şey. Ne biz kadınlar ne de siz erkekler değişmeyelim. Yakınlarınıza aynı ilgi ve alakayı gösterin. Göstermezseniz gömerim.

Madem güzel hayallerle başladınız, ya da karşınızdakinin güzel hayaller kurmasını sağladınız. Neden onun yalpalamasına neden oluyorsunuz?

Hatırlıyor musun sevgiliniz ile birlikte geçirdiğiniz ilk günleri ya da size tavlamaya çalışırken yaptıklarını? Hala aynı şeyleri yapıyor mu? Cevabınız, “Hayır” ise siz de o umursamız insan kitlesinin içinde kaybolmak üzeresiniz. Hatırlamaya çalışın ilk zamanlarda nerelerde yemek yerdiniz, ya da birbirinizi görebilmek için nelere katlanırdınız?

Migrenli geceler, gelmeyen sabahlar

Migren gelmiş! Kafanın sol tarafının söküp atmak istersin. Sol gözünün üzerine bir perde iner bulanık görüş seviyesinde ilaç çekmecesini karıştırırsın. Eline ilk gelen ilaç ile acılarını dindirmeye çalışırsın.

Bütün gece biraz olsun uyuşup uyumak istersin. Sabaha kadar rahat bir pozisyon arayıp durursun. O pozisyonu buldun mu kaybetmek istemezsin. İlk geceler zor geçer alışması çok zor olur. Sonra bu acı tüm benliğini ele geçirir tatlı tatlı bir sancı olmazsa olmaz dersin. Hayatının bir parçası halini alır.  Acılara alışıyoruz çünkü.