Ateş

çatışmalar arasında doğduğu için tüm sesler arasında uyuyabilirdi. Hatta sadece çatışmalar arasında doğmadı aynı zamanda çatışmalar içinde de oldu. Annesi ve babası şehre düşen bombalara rağmen seviştiler. Öyle ateşli seviştiler ki sanki bu birbirlerini son görüşleri gibiydi ve birbirlerine son dokunuşları gibi… ateşlerin arasında ana rahmine düşen bebek, yine şehrin bombalar altında olduğu bir gece…

Sadece 3 Dakika

Günlerden hafta başına yakın olanıydı, saat ise gün batımından biraz daha sonraydı. Hikayenin başlamasına belki 3 dakika, belki de daha az kalmıştı. Gözlerinin içinde parlayan çizgi karakter kendini dışarı atmak için saniyeleri sayıyordu. Miyazaki karakterleri kadar karakteristik özellikleri yoktu aslında… Ama kendi klasmanında iddialı bir çocuktu. Çok özel güçleri de yoktu, yüzündeki çiller ve güldüğünde…

Kolayca Gidenler

Eskiden insanların kocaman kanatları varmış. Kuşlar gibi özgürce uçar, istedikleri yerlere kolayca giderlermiş. İşte böyle özgürce uzaklara bırakıp giden insanlar da hep arkalarında gözü yaşlı insanlar bırakırlarmış. Bir gün giden sevgilisinin arkasından ağlayan bir adam, tanrıya al bu kanatlarımızı, al da kimse kimseyi terk edemesin diye isyan etmiş. Tanrı adamı duymuş çok sinirlenmiş. O anda…

Güneş Batarken

Önümde çıplak ayakları ile yürüyordu. En sevdiğim şey kumda bıraktığı ayak izlerini takip ederek yürümekti. Ayaklarını ve ayak bileklerini seviyordum. Her adımında gerilen aşil tendonunu izlemek bile bana huzur veriyordu. Hava öyle sıcaktı ki, denize girmek yapılabilecek en iyi şey gibi geldi bana da. Birlikte yüzdük, koştuk, kumlara yattık. Üzerimizdeki kumları temizlemek için tekrar denize…

Alt kat

    Kendisini görmek için yanına gelenleri aldırış etmeden ölmeye devam etti. Hiç bu kadar popüler olmamıştı. Hiç bu kadar kalabalık insanın ilgi odağı olmamıştı. Şimdi herkes sadece onun için oradaydı. Bir partide en yalnız kalan insandı. Arkadaşı olduğu insanların doğum günü partilerine gider, kendi köşesine çekilir ve dikkat çekmeden orada otururdu. Kimse ile konuşmaz,…

Çok Uzağa Gitmeyelim

Biz seninle çok uzağa gitmeyelim. Mahallenin kahvesinde hasır taburelere oturup, oralet içip, tavla oynayalım. Arada yan masalardaki konuşmaları dinleyelim. Tüplü televizyondan gelen haberlerin sesi arada kulağımıza çalınsın ve ben politikadan anlamayan bir tavırla saçma yorumlar yapayım. Spor haberlerine geçtiğinde sıkıcı atmosfer kalksın ortadan… sadece ben değil, tüm kahvehane ortaya gereksiz yorumlar yapsın. “O para verilir…

Hafiflemek

Hafiflemek için form çayları kullanıp, aktarlardan özel karışımlar alıyoruz. Yoga seanslarına katılıp, psikoterapi seanslarında içimizi döküyoruz. İşte bu iki durumunda birbirinden farkı yok gibi geliyor bana.   Duygularımızı içimize atıp kabızlık yaşamak yerine gidip psikoloğumuzun karşısında yoksunluğumuzu ve duygusal yoksulluğumuzu tatmin ediyoruz. Aradaki en büyük fark tuvalet 1 TL, terapi  200 TL. Koşup, koşup içimdekilerle…

İşte Bu Bizim Hikayemiz!

Sizin bildiğiniz dünyanın sonunda, onların yaşadığı yerler vardır. Çiçekleri yeşil, yaprakları kırmızı, toprakları siyah yerler…  Hayata kaynak sunan bir ağacın gölgesinde yağan mor kar taneleri olur tersine dönmüş mevsim geçişlerinde.  Anneler burada çocukları için Tanrı’dır. Tanrı’lar ise sokaklarda dilenen kimsesizler.  Hayran hayran keşfettiğim bu yeni dünyayı izlerken ne kadar çok özlediğimi hatırladım. Ama özlediğim şeyleri…

Saffet’in Hikayesi

Apartman kapısından dışarı ayak atarken burnuma düşen yağmur tanesi…. Henüz başlayan, çiseleyen tanelerin arasında öncü olanlardan… Kendini feda etmeye hazır olanlardan…. Apartmandan dışarı adımımı atarken burnuma düşen yağmur damlası ile sohbet ediyoruz. Ömrünün son demlerinde nasıl buraya geldiğini ve başına neler geldiğini anlatıyor. Aslında ölmek istememiş en başlarda, yok olup gitmek istememiş bir iz bırakmadan. Bu…

Hayatına 1 ile 10 arasında bir puan ver!

Çok stabil, sıradan ve değişkenlerden uzak yaşarken geleceği değiştirmeye karar verdim. Kendi küçük krallığımı dağıtıp, küçük bir kulübeye yerleştim. Geçmişim geleceğim ve en derinlerdeki hislerimi sıkış tıkış bu kulübenin içine sığdırmaya çalıştım. Bir de ne göreyim! Camlar kırılmaya, kulübenin tahtaları esnemeye ve çatısı çatırdamaya başladı. Ne çok umut, his, an ve anı biriktirmişim. İçinden sessiz…