Son Zamanlarda Okuduğum Kitaplar

Evrenin gücüne inanan biri olarak son dönemde karşıma çıkan kitapların tam ihtiyacım olan kitaplar olduğunu söyleyebilirim.
Kitaplar ilaçlar kadar etkili olabiliyor bazen.

Okumaktan keyif aldığım bir çırpıda biten ve bazı sayfalarını dönüp tekrar okuduğum kitaplar oldu, son zamanlarda okuduğum kitaplar.

Hatta kitap okumak için ayırabildiğim zaman arttıkça kitap satın alma alışkanlıklarım da değişti. Kitapçılara gidip içlerinden birkaç sayfa okuyarak aldığım kitaplar yerine edebiyat dergilerinden, okuma listelerinden etkilendiğim kitapları alıp okumaya başladım.

Yazmak istedigim sey bir intihar mektubu

Bunu yazabilecek ve yapabilecek cesaretim var ama geride bıraktıklarımı düşünecek kadar da vicdanım var. Sorumluluklarının her zaman farkında olan biri olarak yaşadığım hayatı kendime zehir edip sadece başkaları için yaşadım. Üzüldüm ağladım çok zaman da pişmanlıklar yaşadım. Bir kez olsun kendim için yaşamayı diledim öyle yaptığımı zannederek adımlar attım ama yine olmadı.

Şimdi yine bu satırları yazarken kendimden çok başkalarını düşünüyorum. Ölmek istemekten bile utanıyorum oysa çoktan hakettim ben bunu.

Yalnızlik İmtahanı!

Uzaklara sığınmak için durmadan dizlerimizi döveriz, gitmek isteriz, çok uzaklara kimsenin olmadığı diyarlara hergün bir kaçış yolu ararız. Ama nedense kapının eşiğinden ayağımızı atacak gücü bulamayız. Bir miktar enerjimiz vardır o da sadece bunları düşünmek için asılsız hayallere kaptırmak için harcanız.

Peki aklımıza bu akılalamaz gitme duygusunu sokan nedir?

İnsanların kalbimizi kırması, insanlık değerlerinde yoksulluk hissetme, doyumsuzluk, tükenmişlik, açlık, yeni şeyler keşfetme dürtüleri…

Bu liste sonsuza kadar uzayıp gider çünkü herkesin bir bahanesi vardır, dünyada yaşayan 6 milyar insana sorarak milyonalarca farklı cevap alabiliriz.

iyi bir dinleyici

Yaklaşık 8 sene önce, şansım yaver gitmişve umutlarımın tükenmiş olmasına rağmen iyi bir iş bulmuştum.

Bulduğum iş bana o zaman hayal ettiğimin üzerinde bir maaş sağlıyordu. Bu sayede aileme bakabilecektim ve kimseye muhtaç kalmayacaktık. Kısaca aldığım bu dolgunca maaşın tek kuruşu bile bana kalmayacaktı.

Tasarruf yapabilmek için sabahları münibüs ile tam zamanında gelir akşamları dik yokuşa rağmen evime yürüyerek giderdim.

Çalıştığım yerin karşısında elit bir pastane vardı, çalışanlar sabahları kahvaltı için ya burada bir şeyler yer ya da buradan bir şeyler alır ve ofislerinde kahvaltılarını yaparlardı.

Mutlu olmak için…

Mutsuzluğu bir yaşam biçmi haline getirmeden önce bir durup düşünmek gerekiyor. Çünkü ne yaparsak yapalım sadece kendimize yapıyoruz.

Mutsuzluk içine düştüğümüz bir kör kuyu değil ya da bundan kurtulmak için illa başkalarının bişey yapması gerekmez. Kendiniz için bir şeyler yapmaya ne dersiniz?

Hatta uzmanlar hiç üşenmemişler, hayatı daha anlamlı yaşayabilmemiz için bize yapmamız gerekenler konusunda bir araştırma sonucu çıkarmışlar. 19 maddeden oluşan içeriklerin, herkesin hayatında bir yeri olduğunu biliyoruz. Bir kısmını yaparım ama diğerleri hiç bana göre değil diyorsanız, yanılıyorsunuz. Bir kez olsun uzmanlara kulak asıp bende bunları uygulamaya çalışacağım.

Gitmek-2


Düşünürken uyuyakaldı. Uyandığında gözleri çok ağlamaktan ve uyumaktan şişmişti. Artık uykularında rüyalarında bile ağlıyordu. Küskün olduğu bir mevsimi yoktu. Hem baharı hem kışı hem yazı severdi. Baharda bahçelerde oturup gizli gizli insanları izlemeyi severdi. Ellerinden insanların ne iş yaptıklarını çözmeye çalışırdı. Ellerinde dert olan insanları iyi bilirdi.

Bazı insanları izlemeyi diğerlerinden daha çok severdi. Mesela dedesi ile parka oyun oynamaya gelmiş çocuklar. Bunlarla ilgili hatıraları yoktu ama yine de severdi. Kalbinde sıcak ekmek kıvamında bir his uyandırırdı.

Çiçekleri çok severdi, rengarenk çiçekleri olan bir bahçesi ya da balkonu olsun isterdi ama her bakamya çalıştığı saksı çiçeğini öldürmüştü, bu nedenle onlara işkence yaptığını düşünüp çiçek beslemekten vazgeçmişti. Kedileri, köpekleri sokakta beslerdi.

Arada bir içini saran öfke dalgaları sadece kendisi ile ilgiliydi. Başka kimse için değildi.

Gitmek…

İçine bir yol düşmüştü işte.

Kendine bir baktı, içinden söküp atamayacağını anlayınca acilen kaçmayı düşündü. Kendinden ve sahip olduklarından kaçması gerekiyordu. Nefesi daralmaya başladı. Açlıktan nefesi kokuyordu ama iştahsızlıktan, açlık umrunda değildi. Yatakta oturduğu yerde eğildi, başını dizlerinin arasına aldı. Sırtında bir ağrı oluşana kadar öylece kaldı. Sahip olduklarını düşündü yanına neler alabilirdi? En sevdiği kitabı ya da sadece bir diş fırçası. Bunlar mühim şeylerdi. Henüz hiç dişini kaybetmemişti, hiç dolgu yaptırmamış hiç diş hekimine gitmek zorunda kalmamıştı. Bunu sağlıklı beslenmesine ya da çocukken bol bol süt içmesine falan borçlu değildi. Bu böyleydi işte. Hatta sütten nefret ederdi, tadından kokusundan nefret ederdi.

Hatırlanacak guzel bir an yaratmak…

Kim inkar eder küçük şeylerle mutlu olamayacağını, küçük bir bebek gülümsemesi, sıcak ekmeğin koparılmış köşesi, martıların gökyüzünde süzülüşü, baharın dalları basan çiçekleri, kaçırdığınızı düşündüğünüz otobüse yetişmek, otobüste boş koltuk bulmak, “günaydın” mesajı atan bir sevgili ya da bir arkdaş bu anlarda zamanı sonsuza kadar durdursak, hep mutlu kalabiliriz.

Tamam işte itiraf edelim kendimize mutlu olmak için bahane aramak zorunda değiliz, yalnızca etrafımıza bakmamız yeterli olabilir. Sahip olduğumuz aile, çalıştığımız işimiz, arkadaşlarımız, kazandığımız ve okuduğumuz okul bunların hepsi birer bahane. Her zaman işler yolunda gitmeyebilir. İşte o zaman dünyanın sonu gelmiş gibi davranmak yerine, küçük mutlulukları arayıp bulmak gerekir.